Metallica, Metallica, Metallica... Davayı satmışlarmış da, metal değil hard rock yapıyorlarmış da... Hep kötülediler onları hocam; Amerika'da yaşayan -bazı şeylere doymuş- ve hiç birşeyden hoşnut olmayan insanlara özendiler. Onların maymun iştahlı çürük beyinlerini çok ulu sandı koduğumun kişiliksiz mahlukları. Örneğin; Ekşi Sözlük yazarları. "... And Justice For All'dan sonra hiç albüm yapmadılar abi yeaa!" gibisinden entryler yazdılar, Murat Boz ve Metallica'yı aynı kefeye koyan, kalın kafalı bir nesil yarattılar...
St. Anger'ı albüm olarak görmediler; dinlediler ama bir tat alamadılar. Neden? Çünkü onlar farklı olmalıydı. Güzel şeylerden keyif almayı birbirlerine yasakladılar. Böylece daha çok saygı göreceklerdi! Kızlar onları daha çok sevecekti. Siktirsinler! Buyursunlar evime de saygı göstereyim. Bir "All Within My Hands"i sonuna kadar dinlemediler, dinleyemediler; Gökçe'ye taptılar, Fergie için öldüler, Gwen Stefani için göğüslerini jiletlediler!
"Some Kind Of Monster"ı izleyen headbanger kardeşlerim bir kaç ay belgeselin etkisinden kurtulamadı. Metallica, St. Anger'ı sevmeyenlere böyle bir güzellik yaptı. "Bak kardeşim" dedi "Biz bu albümü yapmak, sizi memnun etmek için çok uğraştık. Kişisel sorunlarımıza da şahit olun; bizi biraz anlayın." James gelir de bana sorarsa "Ben birşey anlamadım." derim. "Süper albüm be hocam!" derim. Peki St. Anger'a sayıp söven tayfa ne yaptı? "Üç saat onların dertlerini mi dinleyeceğim yaa?", "St. Anger temalı bir belgeseli izler miyim abi ben yaa? Albüm b.k gibi, bir de utanmadan belgesel çekmişler." dedi. Bunlar söylendi. Gerçekten...
Bir beş sene bunlarla geçti, gitti. Sonra yeni albüm haberi geldi. Hatta bazı konserlerde yeni şarkılar söylendi. Bu şarkıları dinleyen kaya kafa tayfa ne dedi? "James çok yaşlandı abi!" Bahane bulamadılar!.. Albüm ismi açıklandı. O ismi görünce kalbim manyak gibi atmaya başladı; "Death Magnetic"
DEATH MAGNETIC!
O heyecanla bütün interneti yerle bir ettim. Haliyle sıra Ekşi Sözlük'e geldi. Entry şu; "Hayatımda duyduğum en looser albüm isimlerinden biri!" Vay be... "Vay bee..." dedim. Dedirttiler! Ruhsuz ipneler! Milyonluk eşekler! Nasıl söyleyebildiniz bunu? "Yiğitler Silkinende, Ata Binende" mi olacaktı albümün ismi? Neyse... Daha önümüzde bir sürü satır var; sinirden daktiloyla ihtarname yazarmış gibi abanıyorum klavyeye.
Çok geçmeden tracklist yayınlandı;
1- That Was Just Your Life2- The End Of The Line
3- Broken, Beat & Scarred
4- The Day That Never Comes
5- All Nightmare Long
6- Cyanide
7- The Unforgiven III
8- The Judas Kiss
9- Suicide & Redemption
10- My Apocalypse
Unforgiven... III? Okuyunca beynim çatlayacakmış gibi oldu (Metallica söz konusu olunca benim vücuduma hep birşeyler oluyor), dönüp dönüp bir daha okuyordum. 30 saniyelik tadımlıkları dinleyip iyice coşmuştum ki yine -sinirleneceğimi bile bile- Ekşi Sözlük'e girdim. Entry; 1- "Abi Unforgiven III ne yaa? Abarttılar artık. Lord of the Rings gibi" 2- "(bkz: Unforgiven Tree)" Şu sempatiğe bakar mısın? Espriye bakar mısın? Hani "... or are you unforgiven too"ya nazaran... Allah belanı versin! Evin, barkın içine kaçsın!
... ve bir 3 Eylül gecesi. Torrent-Arena'da gezerken. Onu gördüm. "Death Magnetic" Ellerimin titremesinin durmasıyla torrentin başlaması aynı ana denk geliyor hocam.
Saat sabaha karşı 03:35'ti... Ve Cem Batur Zaimoğlu, uzun zamandır olmadığı kadar mutluydu.
Ne Ekşi Sözlük vardı, ne de "Metal ne abi yaa? Anana küfrediyorlar, sen onu dinliyorsun." diyen adamlar. Sadece Biz vardık. James, Rob, Lars, Kirk ve ben.
Ekşi Sözlük'te "Metallica is back!" yazıyordu. (bkz: Dönek, karaktersiz) Her yerde olumlu yorumlar, her forumda "Headbang yapmaktan whiplash manyağı oldum" yazan insanlar... "Forgive me, forgive me not!", "Hunt you down all nightmare long!", "Won't you let me stay?", "But the sunshine never comes!"
Dedim ki;
Metallica loves me! I love them! Love is a four letter word and always spoken here!
Duygularımı tam olarak açıklayamadım. Ama şunu bilin ki albüm elime geçtiğinden beri mp3 çalarım, hoparlörlerim hiç susmak bilmedi. O güzide şarkıları her dinlediğimde duygu sellerinde boğuldum. Aşk denizde can oldum, damlalar oldum; damladım da damladım. Tarifi imkansız hocam... Dinleyin... Alın orjinal albümü, yırtın poşeti ve dinleyin...
(Not: Bu yazı beton gibi ve sinir dolu bir kafayla yazılmıştır; üzülen, kalbi kırılan arkadaşların bir - iki bukkake, blowjob falan izlemesi tavsiye olunur. Beni haksız bulanların yüzüne de itinayla "Metal up your ass!" diye böğürülür.)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder