Aynı kalkan balığına dokunmuştuk
Aynı anda, aynı hızla
Elimizi aynı anda çekmiştik
O elektriği alınca
Balık bile bize bakakalmıştı
Benim biraz kakam vardı
Peki ya senin adın?
Baban cağırdı uzaktan
"Duygu, hadi gidiyoruz" diye
Sen de gitmiştin haliyle
...
Bana da ustam seslendi
Oğlum "al takımları" dedi
Yok...
O başkaydı...
İskeleye doğru yürüdüm
Kayaların üzerinde bir
Terrier gördüm
Meğer kafanmış o senin
Sarı, dalgalı ve düğüm, düğüm
Beni farket diye
Koduğumun iskelesinde
12 tur atmıştım (ulan)
Yoruldum omonakoyum;
Ben de kayaya oturdum.
"Bakar mısın?" dedi bana
Çevirdim başımı arkaya
Saatimi sormuştu
Saatim 20:30'du, 20:30'du!
...
5 dakika susmuştuk
Sonra, soktum utancıma
Tanıştık,
Konuştuk hakkımızda
Güneş batmaya başladı
Tam aşk, meşk ortamı
O da heyecandan kolasını düşürdü elinden
Adeta ebem s.kilmişti ulan duygu selinden
...
Saat 22.25'ti
Telefonu titredi
Yakın oturuyorduk
Hissettim yani etkileşimi
Babası aramıştı
Dürbünle mi izliyordu acaba pipimin manyağı?
"Kızım gel hadi,
Topla valizini"
Babası bile kafiye peşindeydi
Yüzünü döndü bana;
Kalktı ayağa, fırlarcasına (x2)
Pansiyona gitmesi gerekiyormuş
Yarın buralardan gidiyormuş
"E ne anlamı kaldı hocam?"
Diye mırıldandı dudaklarım
Uzaklaştı hızlı adımlarla
Babasının "hayalini belki gerçek yapmaya"
Dedem geldi, sırtıma vurdu unut dedi o kızı
Yalnızsın sen yalnız kal (Rüzgar esiyordu) giy dedi hırkanı...
Yalnızsın sen yalnız kal, giy dedi hırkanı
Yalnızsın sen yalnız kal!
Yalnızsın sen yalnız kaaaaal!
(
Cem Karaca'nın Tamirci Çırağı adlı şarkısının ezgisiyle okunması daha sağlıklı olur.)
(bkz: "Ustam... Seslendi... Uzaktan...")